|
|
 |
|
BİR HİKAYE...
Geçmiş bir zamanda Burdurda bir ağa varmış. Ağanın güzelde bir kızı varmış,Ümmü isminde. Ağa koyunlarını otlatması için bir çoban tutmuş.Azizmiş çobanın adı.Ümmü kız her gün çobana yemek götürürmüş.Günler böyle geçerken Ümmü ve Aziz birbirlerine sevdalanmışlar.Ama bu sevdayı kimselere söyleyememişler.Bu yüzden Ümmü babasının istediği birisiyle evlenmek zorunda kalmış.Düğün günü Ümmü kız Azizden ayrı yapamayacağını anlayarak ona kaçmaya karar vermiş.Aziz ve Ümmü beraber kaçmışlar. Azgın suları olan bir çaya gelmişler. Aziz Ümmüyü sırtına alır ve sudan karşı tarafa geçirmeye çalışır.Tam çayın ortasına geldiklerinde Azizin bastığı taş yerinden oynar ve Ümmü kız suya düşer.Aziz onu yakalamak için çok uğraşmıştır ama nafiledir. Ümmü kız artık gözden görünmez olur.Aziz çaresizlik içinde köye döner.Tüm köylü Ümmünün kaybolduğunu anlamış ve onu aramaya başlamıştır bile.Kimse Aziz ve Ümmüyü birbirlerine yakıştıramadığından Azize kimse sormaz.Aziz bir çobandır sonuçta,Ümmü ise bir ağa kızı.Tüm köylü arar Ümmyü.Ümmünün düğünü için çalınan davullar ona seslerini duyurmak için çalınır.Ama tüm çabalar boşadır.Ümmü kızın ne ölüsü ne de dirisi bulunur.Aziz dayanamaz bu acıya ve bir türkü yakar Ümmü kız için.Bu türkü olur Azizi ele veren.Sonunda hapishanede söyler bu türküyü;
Suya da düştü tutamadım kolunu
Uzakta gitti göremedim yolunu
Kadir mevlam nasip etmiş ölümü
Akmayası çaylar nerelere koydun Ümmümü
Suna da boylumu oy oy
Davulcular kaya dibi dolaşır
Ahbapları kuzu gibi meleşir
Ümmü kızda balıklarla savaşır
Kanlıda çaylar nerelere koydun Ümmümü
Suna da boylumu oy oy
Ümmüm gider su yüzünde bakınır
Ak eline al kınalar yakılır
Ümmüm seni anan benden sakınır
Kuruyası çaylar nerelere koydun Ümmümü
Suna da boylumu oy oy
|
|
|
|
|
|
 |
|